Ana içeriğe atla


                                       GİRİŞİMCİLİK

Ülkemizde maalesef kitap okuma oranları Avrupa ve Dünya ülkelerine kıyasla oldukça düşük. Hatta Türkiye de ihtiyaçlar sırasında kitap 235.sıralarda kendine yer bulabiliyor. Ancak benim bahsetmek istediğim kişisel gelişim kitapları; bu kitaplarda insanlar yaptıklarını anlatıp hayat tecrübelerinden bahsedip para kazanmanın yeni bir yolunu bulmuşlar. 

Bu akıma galiba biz ülkemizin değerli girişimcilerini de kaybettik. Girişimci olacak insanların, girişimcilerin kitaplarını  okumalarına gerek yok bu kitapları okuyan insanlar haliyle  kitabı yazan girişimcinin izinden gidecekler. Halbuki girişimciler ezber bozan insanlardır, tekrara düşmekten çekinen insanlardır veya olmalıdır. Kişisel gelişim kitaplarının satılması şu nedene bağlı: Şu an ülkemizde girişimcilere destek var ve bazı değerli akademisyenlerimiz başarılı girişimciler yetiştirmek istemekte bu durum genç girişimcileri  bir yol bulmaya itiyor, bu yollardan biri eski girişimcilerin iş fikirlerini hayata geçirirken hangi yolu izledikleri ve nelerin üzerinde durduklarını öğrenmek. Aslında girişimcilerimiz fikirleri oluşturuyor ama hangi adımları atacağını bilemiyor eğer burada başka bir girişimcinin adımlarını atasa başarısız olabilir çünkü sektör farklı olabilir, çalışanları farklı karakterlerde olabilir. Bu durumlara rağmen müstakbel girişimci bir başka girişimcinin kitabını almak isteyebilir haklıdır da bir yerde tutuyor çünkü biz bir girişim yaparken öncelikle gerçekçi hayaller kurmalıyız, hayal kuracağız ama hayal denizinde de boğulmayacağız. Hayallerimizi gerçekleştirirken elbette tecrübelerden faydalanmalıyız ama bir ölçüde bırakmalı ve özgünlüğünü korumalı çünkü girişimci fark oluşturan insandır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ülkelerin Kaderi Eğitim

Bir ülkenin kaderi eğitim... Bir ulusun geleceğinin teminatı. Onları yetiştiren öğretmenler. Peki ülkemizde eğitim nasıl veriliyor ? Modern görünümlü eğitim binaları kaliteli eğitim için yeterli midir ?  Temel problemlerimizin bir çoğu okullara bakış açımızda yatıyor. Okulları birer diploma fabrikası olarak görüyoruz. Her gencin hayali bir üniversite mezunu olmak. Ailelerin de baskısıyla çocuk kendisine başka çıkar bir yol bulamıyor.  Ortaokul dan itibaren ezberci ve dayatılan bir eğitim sistemi ile çocuklarımızı baş başa bırakıyoruz. 12 yaşındaki bir çocuğa yani henüz oyun çağı sayılabilecek bir yaşta onun kaderinin bu gireceği sınav belirleyecek baskısı yapılıyor. Aileler maalesef çocuklarını birer yarış atı görüp bitiş çizgisinde galip gelmelerini bekliyorlar. Bu beklenti çocuklarımızı birer kaygı makinesine çeviriyor.  Çocuklarımızın aldığı ezberci sistem ise gereksiz bilgileri bir yük olarak önüne sürüyor. Bu kadar bilgiyi bu çocuk nasıl hafızasında tutacak ? Tutması...

Korona Virüs

                                   Korona ve Türkiye  Tüm Dünyayı sarmalayan virüs "Corona" mutasyon geçirerek Covid19 adıyla salgın boyutuna ulaştı. Ülkemizde ilk vaka 11 Mart 2020 tarihinde görüldü. Hemen ardından Sağlık Bakanlığı daha önceden kurmuş olduğu Bilim Kurulu ile birlikte harekete geçerek Korona Virüs ile mücademiz başlamış oldu. İnsanlara "Evde Kalın" çağrıları yapıldı. Çünkü virüs insanlar arası bulaştığı için temasın kesilmesi gerekiyordu. Temas kesildi de aynı gün alınan tedbirler etkili de oldu şu ana kadar verilere bakılacak olursa başarılı bir sınav verdiğimizi kontrolsüz bir artış olmadığını görüyoruz.  AVM'ler, Kafeler, Eğlence Yerleri gibi birçok halka açık alan kapatıldı. İnsanlarımız sokağa çıkma yasağı varmış gibi davrandı ve kendini karantinaya aldı. Tabipler Odasının açıklamasına göre Salgın 9-11 Hafta arası etkili oluyor ancak Harwardlı bilim insanlar...

Ekonomi ve Yönetim

Ülkemiz yaklaşık 4 yıldan beri derin bir kriz yaşıyor. 2018 yılında ''Kur Şoku'' olarak adlandırılmıştı. Rahip Branson olayı yaşanırken dolar tarihi seviyeleri zorlamış, ardından 5 TL seviyelerine gerilemişti. 8 Kasım 2020 tarihinde kur 8.50 Tl leri aşınca Hazine ve Maliye Bakanı görevinden istifası kabul edilmiş. Kur tekrar düşme eğilimi göstermiş. Merkez bankası başkanlığına Naci Ağbal atanmış, Naci Ağbal döneminde olumlu adımlar atılmış. Politika faizi, piyasının beklentisi yönünde seyredince kur biraz olsun sakinlemişti.  Takip eden sürecin devamında, Naci Ağbal'ın istifası ve İstanbul Sözleşmesinden çekilmemiz durumu vuku bulunca kur yeniden kontrolsüzleşmeye başlamış bu olayın Hafta sonunda yurt dışı borsalarında 8.50 bandları zorlanmıştı. Ağbal'ın yerine gelen Lütfü Elvan döneminde de Faiz'in artırılması gerektiği savunulmuştu. Ancak gelişen olayların ardında Lütfü Elvan dönemi de son buldu. Ardından Merkez Bankası politika faizini indirdi. Her indird...