Ana içeriğe atla

Halk Ve Devlet-2

 Halkın hesap sormasını isteyen bir demokratik sistem, önce devletin halktan topladığı paraları yani vergilerin hesabını vermelidir. Bunca vergi artışına rağmen halk ciddi tepki veremiyorsa burada bir sorun vardır.

Burada ilk sorun vergilerin,malların üzerinden dolaylı şekilde toplanmasıdır. Şu sıralar gündemi meşgul eden ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) den dolayı araç fiyatlarının zamlanması. Sosyal medyada ciddi tepkilere yol açtı.

Burada vatandaşa kızamayız, almasınlar diyemeyiz. Çünkü vatandaş eğer aracı almazsa daha da pahalanacağını düşünmektedir.

Diğer ana sebep ise, Halk neye ne kadar vergi verdiğini bilmiyor.

Şöyle ki : Bir aracın gümrük girişi 150.000 TL olsun.

Buna 240.000 TL ÖTV ve 70.000 TL KDV(Katma Değer Vergisi) ekleniyor. MTV (Motorlu Taşıtlar Vergisi) ve TRT payı da ekleniyor. Aracın toplam fiyatı bir anda 460.000 TL'yi aşıyor.

Bu vatandaş,150.000 TL'yi bayiye verse 310.000 TL'yi vergi dairesine elden yatırsa bu verginin hesabını sorar ve son derece normaldir. Ancak vatandaş tüm parayı yani 460.000 TL'yi bayiye verdiği için. Bayi,vatandaş adına bu vergiyi ödüyor. Vatandaş ise aracın değeri 460.000 TL olarak biliyor. Durum teorik olarak da böyle adlandırılıyor.

Aslında aracın değerinin arttığı yok. Kur ve Vergi artışı fiyatları oynatırken. Vatandaş eğer geç kalırsam hiç alamam diye araç almaya devam ediyor.

Sonuç : Yüksek Enflasyon tercihimiz ise vazgeçmeliyiz. Merkez Bankası görevini yani kuru dengede tutmak içi somut adımlar atmalı.

Katma Değerli Üretim için buna uygun eğitim modeli desteklenmeli.

Vergi Reformları yapılmalı.

Yargı Bağımsızlığı sağlanmalı.

Düşünce Özgürlüğü geliştirilmeli.


Ekonomi,sadece Ekonomi değildir!






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ülkelerin Kaderi Eğitim

Bir ülkenin kaderi eğitim... Bir ulusun geleceğinin teminatı. Onları yetiştiren öğretmenler. Peki ülkemizde eğitim nasıl veriliyor ? Modern görünümlü eğitim binaları kaliteli eğitim için yeterli midir ?  Temel problemlerimizin bir çoğu okullara bakış açımızda yatıyor. Okulları birer diploma fabrikası olarak görüyoruz. Her gencin hayali bir üniversite mezunu olmak. Ailelerin de baskısıyla çocuk kendisine başka çıkar bir yol bulamıyor.  Ortaokul dan itibaren ezberci ve dayatılan bir eğitim sistemi ile çocuklarımızı baş başa bırakıyoruz. 12 yaşındaki bir çocuğa yani henüz oyun çağı sayılabilecek bir yaşta onun kaderinin bu gireceği sınav belirleyecek baskısı yapılıyor. Aileler maalesef çocuklarını birer yarış atı görüp bitiş çizgisinde galip gelmelerini bekliyorlar. Bu beklenti çocuklarımızı birer kaygı makinesine çeviriyor.  Çocuklarımızın aldığı ezberci sistem ise gereksiz bilgileri bir yük olarak önüne sürüyor. Bu kadar bilgiyi bu çocuk nasıl hafızasında tutacak ? Tutması...

Korona Virüs

                                   Korona ve Türkiye  Tüm Dünyayı sarmalayan virüs "Corona" mutasyon geçirerek Covid19 adıyla salgın boyutuna ulaştı. Ülkemizde ilk vaka 11 Mart 2020 tarihinde görüldü. Hemen ardından Sağlık Bakanlığı daha önceden kurmuş olduğu Bilim Kurulu ile birlikte harekete geçerek Korona Virüs ile mücademiz başlamış oldu. İnsanlara "Evde Kalın" çağrıları yapıldı. Çünkü virüs insanlar arası bulaştığı için temasın kesilmesi gerekiyordu. Temas kesildi de aynı gün alınan tedbirler etkili de oldu şu ana kadar verilere bakılacak olursa başarılı bir sınav verdiğimizi kontrolsüz bir artış olmadığını görüyoruz.  AVM'ler, Kafeler, Eğlence Yerleri gibi birçok halka açık alan kapatıldı. İnsanlarımız sokağa çıkma yasağı varmış gibi davrandı ve kendini karantinaya aldı. Tabipler Odasının açıklamasına göre Salgın 9-11 Hafta arası etkili oluyor ancak Harwardlı bilim insanlar...

Ekonomi ve Yönetim

Ülkemiz yaklaşık 4 yıldan beri derin bir kriz yaşıyor. 2018 yılında ''Kur Şoku'' olarak adlandırılmıştı. Rahip Branson olayı yaşanırken dolar tarihi seviyeleri zorlamış, ardından 5 TL seviyelerine gerilemişti. 8 Kasım 2020 tarihinde kur 8.50 Tl leri aşınca Hazine ve Maliye Bakanı görevinden istifası kabul edilmiş. Kur tekrar düşme eğilimi göstermiş. Merkez bankası başkanlığına Naci Ağbal atanmış, Naci Ağbal döneminde olumlu adımlar atılmış. Politika faizi, piyasının beklentisi yönünde seyredince kur biraz olsun sakinlemişti.  Takip eden sürecin devamında, Naci Ağbal'ın istifası ve İstanbul Sözleşmesinden çekilmemiz durumu vuku bulunca kur yeniden kontrolsüzleşmeye başlamış bu olayın Hafta sonunda yurt dışı borsalarında 8.50 bandları zorlanmıştı. Ağbal'ın yerine gelen Lütfü Elvan döneminde de Faiz'in artırılması gerektiği savunulmuştu. Ancak gelişen olayların ardında Lütfü Elvan dönemi de son buldu. Ardından Merkez Bankası politika faizini indirdi. Her indird...