Ana içeriğe atla

Halk ve Devlet




  Her insan bir ömür yaşar.    Haklı olarak yaşadığı ömrün kalite standardının yüksek olmasını bekler. Ülkelerin iktidarları, vatandaşlarının bu beklentilerini karşılamak üzere çalışırlar ve devletin kalkınması, halkın refah içerisinde yaşaması için görevde kalırlar. 

Bu tanımlamalara göre halk,en üst noktaya konmalı devletin veya iktidarlarının altında ezilmemelidir. Halk, siyasetçilerin arasında ezilmemelidir. Halk, siyasetçilerin elleriyle yükselmelidir.
Türkiye,siyasilerin günlük kısır  tartışmaları sayesinde yerinde sayıyor. Bu gerilim toplumu gerdikçe halk kendi içinde çatışıyor. Dolayısıyla bu tartışmalar bizi herhangi bir noktaya getirmiyor. 

Ülke,2 yıldan uzun bir zamandır ciddi bir ekonomi krizle karşı karşıya. Bu kriz önceki yazılarda da belirtildiği gibi bir finansal(bankacılık) krizi değil. Bu kriz, bir reel sektör krizi(özel sektör) şirketlerin altında olduğu döviz borçlarından kaynaklı. Bunun doğrudan sonucu istihdam azlığı olarak karşımıza çıkıyor. 

Merkez Bankasının aylardır yapması gereken şey faizi artırmasıydı. Bunu yapmadı. Bu faiz artırımı çözüm değil ancak günü kurtarmaya yönelik bir adım olacaktı. Bu yapılmadı. Hala da yapılmıyor. 
Bizim bu derin ve sürekli hale gelen krizi çözmemiz için " Yapısal Reform" dediğimiz bir kaç maddeye ihtiyacımız var. Aşağıda sıralayacağım ama önce reform yapmamanın bedelini nasıl ödüyoruz onu anlatmak istiyorum. 

25 Ağustos 2020 tarihinde 7.40 ile tarihi seviyeye ulaştı. Şu an 27 Ağustos 2020 Cumartesi günü yazı yazdığım tarih itibari ile 7.33'ten işlem görüyor.

Şöyle ki : Dolar Kurunun 7.30'dan 7.40 'a çıkmasının ülkeye maliyeti yaklaşık 40 milyar Türk Lirası.

Bu maliyete bu halk katlanamıyor. Bu seviyelerden kurtulmamız için artık faiz artırmak veya azaltmak çözüm üretmeyecek. Türkiye bir hasta olsun. Bu hastanın başı şiddetli ağrıyor. Doktora gidiyoruz ve doktor mide yıkanması gerekiyor diyor. Faiz ile bu durumu düzeltmek bu tedavi kadar alakasız olacaktır.

Yapılması gereken Yapısal Reform adımları :

1- Düşünce ve Hak özgürlükleri
2-Yargı Bağımsızlığı ve Kuvvetler Ayrılığı
3-Pozitif Bilimlere yönelmek (Eğitim Sistemi)
4- Adil Vergi Sistemi
Listeyi uzatabiliriz ancak özetle Hukuk Ve Eğitim Sistemi düzelmedikçe Ekonominin düzelmesi pek mümkün değildir.











Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ülkelerin Kaderi Eğitim

Bir ülkenin kaderi eğitim... Bir ulusun geleceğinin teminatı. Onları yetiştiren öğretmenler. Peki ülkemizde eğitim nasıl veriliyor ? Modern görünümlü eğitim binaları kaliteli eğitim için yeterli midir ?  Temel problemlerimizin bir çoğu okullara bakış açımızda yatıyor. Okulları birer diploma fabrikası olarak görüyoruz. Her gencin hayali bir üniversite mezunu olmak. Ailelerin de baskısıyla çocuk kendisine başka çıkar bir yol bulamıyor.  Ortaokul dan itibaren ezberci ve dayatılan bir eğitim sistemi ile çocuklarımızı baş başa bırakıyoruz. 12 yaşındaki bir çocuğa yani henüz oyun çağı sayılabilecek bir yaşta onun kaderinin bu gireceği sınav belirleyecek baskısı yapılıyor. Aileler maalesef çocuklarını birer yarış atı görüp bitiş çizgisinde galip gelmelerini bekliyorlar. Bu beklenti çocuklarımızı birer kaygı makinesine çeviriyor.  Çocuklarımızın aldığı ezberci sistem ise gereksiz bilgileri bir yük olarak önüne sürüyor. Bu kadar bilgiyi bu çocuk nasıl hafızasında tutacak ? Tutması...

Korona Virüs

                                   Korona ve Türkiye  Tüm Dünyayı sarmalayan virüs "Corona" mutasyon geçirerek Covid19 adıyla salgın boyutuna ulaştı. Ülkemizde ilk vaka 11 Mart 2020 tarihinde görüldü. Hemen ardından Sağlık Bakanlığı daha önceden kurmuş olduğu Bilim Kurulu ile birlikte harekete geçerek Korona Virüs ile mücademiz başlamış oldu. İnsanlara "Evde Kalın" çağrıları yapıldı. Çünkü virüs insanlar arası bulaştığı için temasın kesilmesi gerekiyordu. Temas kesildi de aynı gün alınan tedbirler etkili de oldu şu ana kadar verilere bakılacak olursa başarılı bir sınav verdiğimizi kontrolsüz bir artış olmadığını görüyoruz.  AVM'ler, Kafeler, Eğlence Yerleri gibi birçok halka açık alan kapatıldı. İnsanlarımız sokağa çıkma yasağı varmış gibi davrandı ve kendini karantinaya aldı. Tabipler Odasının açıklamasına göre Salgın 9-11 Hafta arası etkili oluyor ancak Harwardlı bilim insanlar...

Ekonomi ve Yönetim

Ülkemiz yaklaşık 4 yıldan beri derin bir kriz yaşıyor. 2018 yılında ''Kur Şoku'' olarak adlandırılmıştı. Rahip Branson olayı yaşanırken dolar tarihi seviyeleri zorlamış, ardından 5 TL seviyelerine gerilemişti. 8 Kasım 2020 tarihinde kur 8.50 Tl leri aşınca Hazine ve Maliye Bakanı görevinden istifası kabul edilmiş. Kur tekrar düşme eğilimi göstermiş. Merkez bankası başkanlığına Naci Ağbal atanmış, Naci Ağbal döneminde olumlu adımlar atılmış. Politika faizi, piyasının beklentisi yönünde seyredince kur biraz olsun sakinlemişti.  Takip eden sürecin devamında, Naci Ağbal'ın istifası ve İstanbul Sözleşmesinden çekilmemiz durumu vuku bulunca kur yeniden kontrolsüzleşmeye başlamış bu olayın Hafta sonunda yurt dışı borsalarında 8.50 bandları zorlanmıştı. Ağbal'ın yerine gelen Lütfü Elvan döneminde de Faiz'in artırılması gerektiği savunulmuştu. Ancak gelişen olayların ardında Lütfü Elvan dönemi de son buldu. Ardından Merkez Bankası politika faizini indirdi. Her indird...