Ana içeriğe atla
YALOVA ÜNİVERSİTESİ İİBF İŞLETME BÖLÜMÜ
MEZUNİYET PROJESİ




TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN EKONOMİSİNİN  KIRILGAN BEŞLİ İLE KARŞILAŞTIRMASI.




Barış DEMİREL
140202029



Tez Danışmanı :
 Prof.Dr. Senay YÜRÜR





Yalova,2018
İÇİNDEKİLER
1.BÖLÜM
1.Giriş         ………………………………………………………………………1                                                                                                          
2.  Kırılgan Beşli Ve Kapsadığı Ülkeler………………………………………..
2.1 Cari açık ……………………………………………………………………..
2.2 İşsizlik………………………………………………………………………
2.3 Enflasyon
2.4 Ülkenin geliri (GSYH)

 2.5 Türkiye Cumhuriyeti’nin Dış Borç Stoklarındaki Değişimler
 2.6 Türkiye Cumhuriyeti’nin Yıllar İçindeki Verdiği Cari Açık
 2.7 Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının Yıllar İçinde Faiz Oranları
 2.8 Türkiye’de Özel Sektör Borçları

3. Sonuç
Kaynakça











Özet  

       Araştırmanın amacı, yapılan araştırmalarda Kırılgan beşli ülkelerini hangi ülkeleri kapsadığı araştırılmıştır.2013 yılında ilk kez Morgan Stanley tarafından ortaya atılan bu tanım bazı göstergelere dayanarak ortaya atıldığı söylenmiştir. Bu göstergeler; işsizlik,enflasyon,cari açık,ekonomik büyüme oranları, milli gelir gibi kavramların bu ülkelerdeki kırılgan göstergeleriyle bağdaştırılarak ortaya konulmuştur. Bu araştırmada ilk önce kırılgan beşli ülkelerinin tanımı yapıldı ardından kırılgan beşli ülkelerinin hangi kavramlar neticesinde kırılgan beşli sıralamasına girdiği araştırıldı bu bulgular açıklandı bu bulgular yukarıda belirtilen işsizlik,enflasyon,cari açık milli gelir gibi konular araştırıldı ve Türkiye Cumhuriyeti’ne ait veriler sunuldu. Daha sonraki bölümlerde Türkiye’nin dış borç stokundaki değişimler ve bu borçların milli gelir karşılamasındaki oranları araştırıldı ve tablolarla gösterildi.Sahip oluna dış borç , kamu borcu , merkez banasına ait borçlar ve son olarak özel sektörün borcu araştırmada yer aldı. Elde edilen tüm tablolarda yapılan yorumlar Türkiye’nin kırılgan beşli ülkelerinin içerisinde yer bulmasının sebebini ortaya koymak için sunulmuştur.
Anahtar kelimeler : kırılgan beşli, cari açık,enflasyon,milli gelir,dış borç stoku,kamu borcu,özel sektör borcu















1.Giriş
Türkiye Cumhuriyeti’nin yıllardan beri gelişmekte olan ülkeler listesinde yer alması,uzun zamandan beri gelişmişlik seviyesi açısından Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelerin seviyesine çıkması gecikmiştir. Türkiye Cumhuriyeti gibi birçok ülke bu seviyede bulunmaktadır. 2013 yılında Morgan Stanley’in yayınladığı raporda kırılgan beşli olarak anılan ülkeler yer aldı ve Türkiye’de bu listede yer buldu. Beraberindeki diğer dört ülke ise ; Brezilya, Endonezya, Hindistan ve Güney Afrika gibi ülkeler olmuştur. Bu ülkeler kırılgan beşli ülkeleri listesine girerken taşıdığı özellikler : Cari açık fazlalığı, büyüme oranındaki istikrarsızlık, yüksek enflasyon gibi kalemler sayesinde olmuştur. Bu çalışmada Türkiye’nin cari açık,işsizlik,enflasyon,milligeliri hakkındaki araştırmalar yıllar içindeki seyirleri ve özel sektör borcu ,kamu borcu ve Merkez Bankasından oluşan dış borç stokunun harcamalarının yıllar içinde artışının ve dış borç stokunun GSYİH ‘e oranının ekonomiye olan etkisi, faiz oranlarının artışı verilen cari açık ve enflasyon gibi kavramlarına olan etkisi araştırılmıştır.


2. Kırılgan Beşli Ve Kapsadığı Ülkeler
Kırılgan beşli ülke sıralaması veya sınıflandırması 2013 yılında Amerika Birleiş Devletleri merkezli yatırım bankası olan Morgan Stanley’in 2013 yılında  yayınlanan Küresel Görünüm başlıklı yayında yer aldı.
ABD Merkez Bankası FED tahvillerini kaldıracağına dair söylentiler ortaya çıkınca kendi yerel parası en çok değer kaybeden ülkeler bu beş ülke oldu.
Bu ülkeler: Brezilya,Endonezya,Hinditan,Güney Afrika ve Türkiye oldu. Böylece bu ülkeler kırılgan beşli adı altında anılmaya başlandı. Çeşitli kredi derecelendirme kuruluşları farklı farklı kırılgan beşli ülkeleri yayınlamışsa da Türkiye diğer kırılgan beşli ülkeler sıralamasında yer bulmuştur. Bu ülkelerin kırılgan beşli içerisinde yer almalarının sebebi ise sahibi oldukları yüksek enflasyon, cari işlemlerindeki verdiği açık, büyüme oranlarındaki istikrarsızlık gibi sebeplerden dolayı bu ülkeler kırılgan beşli içerisinde yer almıştır.
Zamanla liste revize edildi ancak Türkiye hala o listeden çıkamadı. Bu listeye Kolombiya ve Meksika girdi , Hindistan ve Brezilya listede yer almadı.
2017 yılı Kasım ayında  yayınlanan S&P raporunda ise  Arjantin,Mısır,Türkiye,Katar ve Pakistan listede yer aldı.

2.1 Cari Açık
Cari Açık : Bir ülkenin ihracat-ithalat kaleminden çıkan sonuçtur. Negatif sonuç vermişse Açık, pozitif sonuç vermişse cari fazla olarak belirlenir.
Bir ekonomin iki temel denge dinamiği vardır.
Bunlar :
·         İç ekonomik denge
·         Dış ekonomik denge

İç ekonomik denge
1.      Kamu kesimi dengesi(bütçe dengesi)
2.      Özel kesim dengesi (tasarruf yatırım dengesi)

          Dış ekonomik denge
Kamu ve özel kesimin dünya ile olan ekonomik ilişiklerin toplamındaki  dengesini ifade eder.

Türkiye bazen iç dengeden bazen dış dengeden bazen de her ikisinden beraber açık(-) verir. Bunlar aslında birer borçtur ve bu borçlar ülkeye yatırım olarak döner ve beraberinde büyümeyi meydana getirir. Türkiye bu açıkları sürekli finanse edebileceği zamana kadar büyür edemezse negatif bir şekilde ekonomiye küçülme olarak yansır.

2.2 İşsizlik
İşsizlik oranı, 15 yaşından büyük ve son 1 ay içerisinde iş arayan ve iki hafta (15) gün içerisinde işe başlamaya hazır olduğunu beyan edip toplam işgücüne bölünmesiyle işsizlik oranı hesaplanıyor.
2018 yılı Türkiye İstatistik Kurumu Şubat ayı verilerine göre işsizlik geçen seneye göre 2 puan azalarak %10.6 olarak gerçekleşti. Bu verilere göre işsiz sayısı 3milyon354 bin kişi olarak belirlendi.

http://www.tuik.gov.tr/hb/16/kapak/27688_img_1_16_15.05.2018-20548021.jpg
Tablo Ek-1  ( TUIK, Mayıs,2018)


2.3 Enflasyon
Fiyatların genel ve sürekli olarak yükseliş halinde olması olarak tanımlanır. Biz bu çalışmada TÜFE(Tüketici Fiyat Endeksi) ni baz alıyor ve bu kavram üzerinden örnek veriyoruz.
Şöyle bir örnek verebiliriz : 100.000 TL değerinde bir ev düşünelim. Türkiye TÜFE baz alındığında yıllık %11.92 (2017 yılı verileri kullanılmıştır.)
100.000 TL’lik bir ev bu verilerle bir sonraki sene 111.920 TL ye yükselmiş olacaktır.
Enflasyonun çok düşük olması Ekonomi açısından yine iyi değildir mesela % 0 enflasyon olduğunu hayal edelim hiçbir ürünün fiyatı artmayacağından hane halkı yatırım yapmak istemeyecek ve para harcamamış olacaktır. Ancak biz bu çalışmada kırılgan beşli ülkelerinin oranlarından bahsedeceğiz bu oran 15 mayıs 2018 tarihi itibari ile Türkiye hariç %3.5 olarak kayıtlara geçmiş, Türkiye’de enflasyon %10.9 olarak saptanmıştır.

2.4 Ülkenin Geliri(GSYH)
Bir ülkede belirli bir dönem içerisinde üretilen mal ve hizmet mallarının fiyatlarının toplanmasıyla oluşan toplam değere Gayri Safi Yurtiçi Hasıla denir.
Türkiye, Dünya Bankasının verilerine göre 2016 yılında 857.7 milyar dolarlık bir performans gerçekleştirmiştir. 2017 yılının üçüncü çeyreğinde %11.1 dördüncü çeyrekte ise 7.3 lük bir büyüme gerçekleştirdi. Yıllık büyümesi ise 2017 yılında %7.4 olarak gerçekleşti.
Aşağıda milli gelirin Türk Lirasındaki karşılığı , Yüzdelik cinsten ekonomik büyüme Milli hasılanın dolar bazındaki değeri ve kişi başına düşen milli gelir yer alıyor. Türk lirasının değer kaybı milli geliri etkilemiş gözüküyor 2013 yılında ortalama 1.90 Türk Lirası  olan dolar kuru 2017 yılında ortalama 3.65 Türk Lirasına yükseldi dolar cinsinden milli gelir düşüş yaşamış, Türk Lirası cinsinden artmış bunun sebebi dolar kurunun türk lirasına göre artış göstermesi olarak yorumlanabilir. Mayıs 2018 yılında dolar 4.70-4.80 bandında gözüküyor bu durum bizi daha fazla değer kaybına götürecektir. Ayrıca 2017 yılındaki %7.4 ‘lük büyüme kişi başına düşen milli gelirde 286 dolarlık bir gerilemeye sebep olmuştur. GSYH’de 2013 yılında 951 milyar dolar olan ekonomik büyüklük 2017 yılında 851 milyar dolara gerilemiştir. Türkiye yüksek büyümeyi tercih ederken, Türk Lirasının kaybına müdahale edememiş, dolar kuruna müdahale edemeyince kişi başına düşen gelir 12.480 dolar’dan 10.597 dolar’a gerilemiş ve Hanehalkları 2013-2017 yılları arasında 1883 dolar fark yaşamıştır. Diğer yandan enflasyon ile beraber fiyatlar genel seviyesi sürekli artarken hanehalkların alım gücü düşmüştür.





http://sendika62.org/wp-content/uploads/2018/03/kisi-basina-dusen-milli-gelir-2017.jpg












2.5 Türkiye Cumhuriyeti’nin Dış Borç Stoklarındaki Değişimler

Türkiye Cumhuriyetinin bu yılki dış borç stoku 438 milyar dolar. Bu miktarın %29.6’sı kamu % 70.2‘si özel sektör ve %0.02 si Merkez Bankasına ait olduğu saptanmıştır.
Dış Borç Stokunun yıllar içindeki seyrini aşağıdaki tabloda görebiliriz.
http://t24.com.tr/files/20180219165049_adsiz.png
Tablo Ek-3
Görüldüğü üzere Türkiye’nin dış borç stoku yıllar içinde artarak devam etmiştir. Ancak dikkat çeken diğer hususlar borçların bir çoğunun özel kesime ait olması 2002 yılında 43.066 milyar dolardan yıllar içinde artarak 307.855 milyar dolara kadar çıkmıştır. Tabloda dikkat çeken diğer bir başka husus ise 2002’deki dış borç stokunun GSYİH’e oranı %54.8 iken bu yıl 2001 Global krizine işaret ediyor. Ardından izleyen senelerde 2005 yılında %34.2 , 2010 yılında %37.8’e gerilerken     2016 yılında %47,0 a çıkarak milli gelirde gerilemelere neden olmuştur. 2017 yılında ise %51.9 a yükselerek 2001 yılındaki global krizdeki orana yükselmiştir
EK4teki tabloda ise kırılgan beşli ülkelerinin dış borçlarını ve GSYİH oranlarını görmekteyiz .Bu ülkelere baktığımız zaman Hindistan’ın borcuna göre Dış borcunun GSYİH’e oranı diğer ülkelere göre en makul seviyede gözüküyor. Ancak Brezilya ise en yüksek dış borç stokuna sahip Dış Borç/GSYİH oranı ise %30

2.6Türkiye Cumhuriyeti’nin Yıllar İçindeki Verdiği Cari Açık
Türkiye Cumhuriyeti yıllardır cari açık problemi ile baş başa kalıyor. Sürekli bir artış olduğu dönemler görülmüş, kontrol altına alınamadığı zamanlar görülmüş,azaltılmaya çalışıldığı zamanlar görülmüştür. Tüm bu çalışmalar bize cari açık probleminin ciddi bir ekonomik problem olduğunu göstermiş hatta Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük finansal problemi olarak gösterilmiştir.
2010-2017 yılları arasında Cari Açık sırasıyla aşağıdaki gibidir.
 Yıllar                    Cari Açık (milyar$)
2010                     - 71 661 113         
2011                    -  105 934 807       
2012                     - 84 083 404         
2013                      -99 858 613         
2014                     -84 566 959                     
2015                      -63 395 487         
2016                     - 56 088 651         
2017                     - 76 792 119         
Türkiye Cumhuriyeti yıllardır cari açık problemi ile baş başa kalıyor. Sürekli bir artış olduğu dönemler görülmüş, kontrol altına alınamadığı zamanlar görülmüş,azaltılmaya çalışıldığı zamanlar görülmüştür. Tüm bu çalışmalar bize cari açık probleminin ciddi bir ekonomik problem olduğunu göstermiş hatta Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük finansal problemi olarak gösterilmiştir.
Bu tabloda 2010-2017 yılları arasında cari açık milyar dolar cinsinden gösterilmiştir.
Bu tablodan şu yorumu çıkartabiliriz : Türkiye Cumhuriyeti’nin ithalatı ihracatından fazla ayrıca cari açık (dış ticaret dengesi) ithalat-ihracat kaleminden bulunur. Buradan şu sonuca ulaşılıyor. Türkiye cari açık vermeyi tercih ediyor ve bu giren parayla yatırım yapıyor. 2011 yılında 105 milyar dolara çıkan cari açıktan sonra bir frenleme söz konusu olsa da kontrol altında gibi gözükmüyor. 2015 ve 2016 yılları arasında fark azalmış gözükse de cari açık kontrol altında tutulmuş gibi gözükmüyor.

2.7 Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının Yıllar İçinde Faiz Oranları
Faiz oranlarına bakmadan önce Türkiye’de Merkez Bankasının amacına bakmamız gerekir. Merkez bankasının amaçları ve görevlerini incelememiz gerekir.
 Merkez bankasının görevleri ve yetkileri :

- Banknot ihraç etmek,
- Devletin veznedarlık görevini yapmak,
- Mali ve iktisadi konularda devletin danışmanlığını yapmak,
- Ticari bankaların para rezervlerini (mevduat sahiplerine güvence sağlamak ve mali kesimde panikleri önlemek amacı ile merkez bankasının ticari bankalara tutmalarını zorunlu belli oranlardaki mevduat)).muhafaza etmek,
- Ülkenin uluslararası ödeme araçlarının muhafızlığını yapmak,
- Bankaların öz kaynaklarını ve yabancı kaynaklarını kullandıktan sonra, Merkez Bankası son borç verme görevini yapar,
- Bankaların takas, tasfiye ve virman görevini yapmak,
- Krediyi düzenlemek ve denetlemek,
- Kliring (iki ülke arasındaki alışverişten doğan borç ve alacağın nakit kullanılmaksızın karşılıklı olarak mahsubu suretiyle hesabın tasfiye edilmesi.) Kurumu olarak Kliring hizmetleri yapmak.    (www.muhasebedersleri.com) (mayıs,2018)
2017 yılının başında Merkez Bankası Faiz oranları 4 puan artırarak %12 ye çıkardı. Bunun amacı yurtdışından gelen portföy yatırımlarını elde tutmaktı faizler artırdıkça yatırımcı için cazip hale getirdi. Ancak bu çok fayda vermemiş olacak ki 2018 yılına girmeden Kur kontrol altına alınamadı 3.80 TL bandlarına ulaştı. Mayıs ayı itibarı ile 21 mayıs 2018 tarihinde 4.53 TL’ye ulaştı. Merkez bankasının amacı fiyat istikrarını korumak fakat şuana kadar aldığı kararlar dolar kurunu düşürmeye yetmedi dolayısı ile TL hızla değer kaybetmiş oldu.














2.8Türkiye Cumhuriyeti Özel Sektör Borçları


Özel Sektörün Yurtdışından Sağladığı Kredi Borcu
Ek tablo-4 www.tcmb.gov.tr (mayıs,2018)

Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere Türkiye’de özel sektör borçları 245 milyar doların üzerine çıkmış ve uzun vadeli borçlar genel olarak hakim gözüküyor. Türkiye dış borcunun %70 ‘i özel sektöre ait ve özel sektör şuanda kur baskısının altında eziliyor. Şöyle ifade edelim 2017 yılı yaz ayında dolar kuru 3.40 seviyesinin altına gerilemişti o tarihte 100.000 dolarlık bir finansman ihtiyacı 340.000 Türk lirası ederken 23 mayıs 2018 tarihi itibari ile bu borcun karşılanması için 489.000 türk lirasına ihtiyaç duyulmaktadır. Dolar kurunun yüksek olması özel sektörü bir krize sürüklüyor. Zamanı geldiğinde hanehalkları bu durumdan etkilenecektir.





2.9 Kırılgan Beşli Ülkeleri Enflasyon Değerleri  

                                                                                 
Ülkeler
Enflasyon

Güney Afrika
3.80
Endonezya
3.41
Hindistan
4.58
Brezilya
2.76
Türkiye
10.85
Tablo Ek- 5
Yukarıda belirtilen tabloda kırlgan beşli ülkelerinin enflasyon değerleri verilmiş. Dünyanın en kırılgan 5 ekonomisinin 4’ünün enflasyon için tedbirler alındığı ortada fakat Türkiye’nin çift haneli enflasyonu dikkat çekiyor.

2.10 Kırılgan Beşli Ülkelerinin Merkez Bankası Faiz Oranları
Ülkeler
Merkez Bankası Faizler
Güney Afrika
6.50
Endonezya
4.50
Hindistan
6.00
Brezilya
6.50
Türkiye
13.50

Tablo Ek-6

Yukarıdaki tabloda kırılgan beşli ülkelerinin faiz oranları verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti faiz oranları açısından yine dikkat çekiyor. Bu durumdan sebeptir ki Enflasyon ve faiz oranlarına baktığımız zaman dünyada bu derece yüksek oranlar bulmak pek mümkün değil bu tablolara bakıldığı takdirde bize buradan bazı sonuçlar çıkıyor.
Türkiye,finansman ihtiyacını genellikle dışarıdan borç alarak karşılamaktadır. Ayrıca Türkiye’nin en büyük ekonomik sorunun cari açık olduğunu ve bu sorunun aslında bizim büyüme modelimiz olduğunu bu çalışmada belirtmiştik. Bu durumda Türkiye yeni finansal destekler bulmak için çıkardığı iç borçlanma senetlerini daha cazip hale getirmek için faizlerini artırma eğilimindedir. bu durum sebeplerden yalnızca bir tanesi olmakla beraber temeldeki diğer sorun ise Merkez Bankasının üzerindeki kur baskısı. Kurların yüksek olması direkt olarak hanehalkının yaşamını etkilediğinden dolayı kurları düşürmek eğiliminden dolayı faizler yüksek seviye olarak tabir edilen bölgededir. Enflasyon rakamları içinde benzer bir durum söz konusudur. Fiyatların sürekli olarak artış eğiliminde olması hanehalkının üzerinde bir baskı oluşturmaktadır.





                                                                                                                

















3.Sonuç
Yapılan bu araştırmada Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kırılgan beşli olarak adlandırılan ülkelerin arasında neden yer bulduğu , bu sıralamada yer bulan ülkeler ekonomilerinde hangi kırılgan kavramlara sahip olduğu araştırılmıştır. Araştırmada tablolar kullanılmış bu tablolar yorumlanmıştır. Yorumlar neticesinde bir sonuca varılmıştır.
2013 yılında ABD merkezli Morgan Stanley değerleme şirketi bir rapor yayınladı içerisinde Türkiye’nin de bulunduğu görüldü. Bu sıralamada ülkelerin sahip olduğu ; işsizlik,enflason,cari açık, milli gelir ve Merkez Bankası baz puanları gibi değerler neticesinde ülkeler bu sıralamanın içine girdiler. Araştırma bulgularında Türkiye’nin sırlamaya girmesine neden olan kavramlara ve rakamların büyüklüğüne ulaşıldı. Tüm dünyada enflasyon azalmış hatta dünyanın en kırılgan beş ekonomisinin dahi enflasyonu normal seviyede iken Türkiye’nin çift haneler ile enflasyonun ifade edilmesi bu sıralamadan çıkamayacağına dair bir işaret olmuştur. Bir diğer kritik gösterge ise Merkez Bankası baz puanları yine neredeyse diğer kırılgan beşli ülkelerinin iki katına tekabül ediyor. Hal böyle iken birde döviz kurlarının baskı yapması fiyatlara etki edecek ve enflasyonun artması kaçınılmaz olacaktır. diğer kalemlere baktığımız zaman Milli hasıla ve kişi başına düşen milli gelirdeki düşüşler Türkiye’nin fakirleşmesine sebep olmuştur. 2013 yılında 951 milyar dolar olan milli hasıla 5 yıl içerisinde 101 milyar dolar gerileyerek 850 milyar dolar olmuştur. Kişi başına düşen milli gelirde ise 12.480 dolarlık bir rakamdan 10.597 dolara bir gerileme olmuş aradaki fark 1883 dolar olarak gerçekleşmiştir. İşsizlik geçen bir önceki yıla göre azalış göstererek 3.354.000 kişi olmuştur. Cari açıkta ise önlemler alınamamış bir yıllık cari açık 55 milyar dolar olmuş buna 185 milyar dolar bir yıldan kısa vadeli borçları eklersek bir yıllık finansman ihtiyacımız 240 milyar doları aşmıştır. Artış gösteren her dolar kuru ülkeye milyonlarca liraya mal olmaktadır. Bu metinde halihazırda tespit edilen göstergeler neden kırılgan beşli ülkeleri arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin olduğunu gösteriyor. Bu araştırma bu bilgileri göz önüne getirmek için yaplmış ve çözüm üretmeye çalışmak için yapılmıştır.
Dünya her gün değişiyor ve gelişiyor, dolayısıyla insanlar gelişiyor,teknoloji gelişiyor ve insan gücüne gün geçtikçe ihtiyaç azalıyor ve azalmaya devam ediyor. Dünya ülkeleri yatırımlarını gelişen teknolojilere aktarmaya başladı. Dünya ülkeleri AR-GE yatırımlarını sürdürüyor. Türkiye ise büyüme kalemlerinde hala birinci sırada inşaat geliyor, Avrupa çimento fabrikalarını kapatırken Türkiye kentsel dönüşümünü tamamlamış değil. Eğitime olan yatırımlar daha geri dönüş elde etmeden değiştiriliyor. Türkiye yatırımlarını kendi kaynaklarından kullanmalı şu anki tablo ithalat yapamadan ihracat yapamayan bir ülke görüntümüz var. Ham madde ve ara mal ihtiyacını  ithal edip işleyip öyle satabiliyoruz. Çünkü üretim maliyetleri çok yüksek insanlar emek üretmeden ithal edip daha ucuza getiriyor mallarınıbu hem hammadde için geçerli hem de üretimi tamamlanmış mallar için geçerli Türkiye Devleti’nin yapması gereken hatta önlem alması gereken konu üretime dayalı politalar geliştirmek ve eğitimde pozitif bilimlere yönelmek. Çünkü dünyanın gidiş seyri bilime Türkiye bu yatırımlardan mahrum kalırsa geri dönüşü çok zor olan yollara girecektir.
Tekraren bu çalışma Türkiye ekonomisinin kırılgan ekonomiye sahip ülkeler sıralmasında yer bulmasının sebebini araştırmak gerekli sonuçları bulup bir karşılaştırma yaparak bir sonuca varmak üzere yapılmıştır.
































KAYNAKÇA







































Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ülkelerin Kaderi Eğitim

Bir ülkenin kaderi eğitim... Bir ulusun geleceğinin teminatı. Onları yetiştiren öğretmenler. Peki ülkemizde eğitim nasıl veriliyor ? Modern görünümlü eğitim binaları kaliteli eğitim için yeterli midir ?  Temel problemlerimizin bir çoğu okullara bakış açımızda yatıyor. Okulları birer diploma fabrikası olarak görüyoruz. Her gencin hayali bir üniversite mezunu olmak. Ailelerin de baskısıyla çocuk kendisine başka çıkar bir yol bulamıyor.  Ortaokul dan itibaren ezberci ve dayatılan bir eğitim sistemi ile çocuklarımızı baş başa bırakıyoruz. 12 yaşındaki bir çocuğa yani henüz oyun çağı sayılabilecek bir yaşta onun kaderinin bu gireceği sınav belirleyecek baskısı yapılıyor. Aileler maalesef çocuklarını birer yarış atı görüp bitiş çizgisinde galip gelmelerini bekliyorlar. Bu beklenti çocuklarımızı birer kaygı makinesine çeviriyor.  Çocuklarımızın aldığı ezberci sistem ise gereksiz bilgileri bir yük olarak önüne sürüyor. Bu kadar bilgiyi bu çocuk nasıl hafızasında tutacak ? Tutması...

Korona Virüs

                                   Korona ve Türkiye  Tüm Dünyayı sarmalayan virüs "Corona" mutasyon geçirerek Covid19 adıyla salgın boyutuna ulaştı. Ülkemizde ilk vaka 11 Mart 2020 tarihinde görüldü. Hemen ardından Sağlık Bakanlığı daha önceden kurmuş olduğu Bilim Kurulu ile birlikte harekete geçerek Korona Virüs ile mücademiz başlamış oldu. İnsanlara "Evde Kalın" çağrıları yapıldı. Çünkü virüs insanlar arası bulaştığı için temasın kesilmesi gerekiyordu. Temas kesildi de aynı gün alınan tedbirler etkili de oldu şu ana kadar verilere bakılacak olursa başarılı bir sınav verdiğimizi kontrolsüz bir artış olmadığını görüyoruz.  AVM'ler, Kafeler, Eğlence Yerleri gibi birçok halka açık alan kapatıldı. İnsanlarımız sokağa çıkma yasağı varmış gibi davrandı ve kendini karantinaya aldı. Tabipler Odasının açıklamasına göre Salgın 9-11 Hafta arası etkili oluyor ancak Harwardlı bilim insanlar...

Ekonomi ve Yönetim

Ülkemiz yaklaşık 4 yıldan beri derin bir kriz yaşıyor. 2018 yılında ''Kur Şoku'' olarak adlandırılmıştı. Rahip Branson olayı yaşanırken dolar tarihi seviyeleri zorlamış, ardından 5 TL seviyelerine gerilemişti. 8 Kasım 2020 tarihinde kur 8.50 Tl leri aşınca Hazine ve Maliye Bakanı görevinden istifası kabul edilmiş. Kur tekrar düşme eğilimi göstermiş. Merkez bankası başkanlığına Naci Ağbal atanmış, Naci Ağbal döneminde olumlu adımlar atılmış. Politika faizi, piyasının beklentisi yönünde seyredince kur biraz olsun sakinlemişti.  Takip eden sürecin devamında, Naci Ağbal'ın istifası ve İstanbul Sözleşmesinden çekilmemiz durumu vuku bulunca kur yeniden kontrolsüzleşmeye başlamış bu olayın Hafta sonunda yurt dışı borsalarında 8.50 bandları zorlanmıştı. Ağbal'ın yerine gelen Lütfü Elvan döneminde de Faiz'in artırılması gerektiği savunulmuştu. Ancak gelişen olayların ardında Lütfü Elvan dönemi de son buldu. Ardından Merkez Bankası politika faizini indirdi. Her indird...